Son haftalarda Bakan Ertuğrul Günay tarafından İnönü Stadyumu hakkında ortaya atılan düşünceler, Beşiktaş camiasının kafasını bulandırmaya yetti. Bu açıklamalar art arda devam ederken, Beşiktaş Yönetimi'nden de hiç ses çıkmıyor oluşu ise Beşiktaş camiasının bulanan kafasında ciddi endişelerin oluşmasını da sağladı.Bakan Günay ne dedi: "...Düşünün 1939'da İstanbul'da her yer boş. Siz getirmişsiniz sarayın arkasına, Osmanlı mirasına karşı bu stadyumu buraya dikmişsiniz. Bunu yapmaya hakları yok. Şunu yapabilirler. Özgün haline geriye çekerek, depreme karşı güçlendirip, sonradan ekledikleri şeyleri kaldırarak burayı butik bir stadyuma dönüştürebilirler. Ama diğerleri olmaz. Diğer takımlar niye böyle yapmadı? Hepsi gitti, arazilerini verip şehrin uzağında inşaatlarını yaptı. Beşiktaş niye yapmıyor?..."
Şimdi konuya ilişkin yapılan saptamalardan hareketle bazı sorular ortaya koyalım:
1-) 1947 yılında, stadyumun, Dolmabahçe Sarayı'nın arkasına inşa edilmesinin altında ideolojik gerekçeler aranması, başlı başına manüpilasyondur. Madem o yıllarda her yer boş ise İstanbul'da, neden lokasyon olarak hoş ve ulaşılabilirliği kolay bir yer seçilmesin ki?
2-) Stadın özgün haline getirilmesi kolay mıdır? 1947 yılında açılışı yapılmış bir stadyumun o dönemki ihtiyaçları karşılama oranıyla, 2000'li yıllardaki ihtiyaçları karşılama oranı birbirine denk midir?
3-) Eklenenleri kaldırmak kolay mıdır? Modernleştirilen halinden vazgeçip ilkel haline dönüş yapmak mantıklı mıdır? Burada kastedilen butik, verimsiz ve ilkel olanı tercih etmek anlamına gelmez mi?
4-) Stadyumun güçlendirilmesini alternatifmiş gibi sunmak, tamamen göstermelik bir çalımdır. Türkiye'de ve özellikle İstanbul'da hangi yapı adam gibi depreme karşı güçlendirilebilmiştir ki, İnönü bu tür bir projeyle sağlamlaştırılabilsin?
5-) Diğerleri olmaz... demek ne demektir? Biz böyle istiyoruz, başka alternatifiniz yok... mu demektir? Diğerleri... derken, yeni stadyumun yapılmasına karşı olduklarını mı ima etmektedir Bakan Günay?
6-) Diğer takımların yaptığını Beşiktaş'ta yapmak zorunda mıdır? Allah'ın unuttuğu bir araziye yapılacak stadyumun yaratacağı problemler öngörülememekte midir? Fenerbahçe'nin, şehrin en sıkışık bölgelerinden birisinin ortasına devasa büyüklükte bir stadyum yapmış olmasını Bakan Günay bu kriterler çerçevesinde dikkate almakta mıdır?
Manipülasyonun zemininde yatan asıl noktaya değinelim şimdide... İstanbul Boğazı'nın o eşsiz silüetinin bozulacağı endişesi... Peki Bakan Günay, 1987'de inşaasına başlanan ve Gökkafes olarak bilinen Ritz Carlton Plaza'nın o silüetin bütünlüğünü nasıl bozduğuna ilişkin bir fikre sahip midir? O plazanın yıkılması yada farklı bir düzeltici proje üretilmesi söz konusu mudur? Sonuçta o görüntü bütünlüğü diyerek hassasiyet gösterilen alandaki en göze çarpan yapı Gökkafes'tir.

(Gökkafes'in ve İnönü'nün Boğaz'dan görünümü)
Öte yandan İstanbul Boğazı denilen güzellik sadece Beşiktaş civarıyla mı sınırlıdır? Bu açıdan bakıldığında bile, sadece Karaköy'den Ortaköy'e kadar olan şerit üzerinde o eşsiz silüeti bozan daha nelerin olduğu bilinmekte midir? Karaköy'deki Galata Port projesi bu gözle bakıldığında olumlu bir değişimi içermekte midir? Yada Beşiktaş'taki eski tütün deposu binasını yerine yapılacak 7 yıldızlı Shangri-La Oteli'nin yine bu eşsiz silüete etkisi nasıl olacaktır?

(7 yıldızlı Shangri-La Oteli)

(Karaköy'deki Galata Port Projesi)
Tüm bunları geçelim... Beşiktaşlı yönetici ve sporcularında bilfiil çalışarak 1933'te temeli atılan Şeref Stadı'nın hikayesini çoğu futbol sever biliyordur herhalde. 1947 yılında İnönü Stadyumu açılana dek Beşiktaş'ın maçlarını yaptığı Şeref Stadı, 1987'de Çırağan Sarayı'nın otele dönüştürülmesi kararlaştırılınca Beşiktaş'tan geri alınmış ve yerine Kempinski Oteli inşa edilmiş.

(Şeref Stadı yerine yapılan Kempinski Oteli)
Kıssadan hisse...
1-) Güncel dinamikler, İnönü Stadyumu'nun yıkılıp yenisinin yapılmasına izin vermemektedir.
2-) Güncel politikalar, İnönü Stadyumu'nun arazisinden sonuna kadar faydalanma eğilimindedir.
3-) Bilimsel gerçekler ve matematiksel sonuçlar, İnönü Stadyumu'nun muhtemel bir felakete doğru sürüklendiğini göstermektedir.
4-) Beşiktaş camiası, Beşiktaş'ı ve dolayısıyla İnönü Stadyumu'nu terk etmek istememektedir.
5-) Türk futbol tarihinin en borçlu kulübü olarak iflasa sürüklenen Beşiktaş'ın başkanının, İnönü Stadyumu Projesi ile bel bağladığı gelir kalemleri herkesçe bilinmektedir.
Sonuç;
İnönü Stadyumu, şu an ki konumunda, yıkılarak modern mimari bir projeyle yeniden inşa edilmeli ancak kapasite artırımı yada yan gelir kaynaklarının yaratılması gibi parametreler, mevcut şartların zorlanmaması açısından göz ardı edilmelidir. Yoksa bu rant tufanı bizi Dolmabahçe'den söküp alacak ve çok uzak bir diyara savuracaktır. Günlerdir süre gelen kamuoyunu hazırlama stratejileri ve sessiz ayak diremelerin arka planında bu ihtimallerin tartışılmakta olduğunu tahmin etmek hiç de güç değildir.
İlginizi çekebilecek yazılar: Şairler Parkı, 1-2-3 Gol Yetmez, Burası Kapalı, Rakamla 10 ve Noat Samisa'nın sayfalarında mevcuttur.
Not: Post başlığında kullanılan görsel Subjk'ya aittir
0 Adet Yorum:
Yorum Gönder