9 Ocak 2012 Pazartesi

Ankaragücü - Beşiktaş (STSL)

Bir takım düşünün, neredeyse herşeyini kaybetmiş, neredeyse alt kümeye düşmesi kesinleşmiş, neredeyse 10 milyon dolarlık bir takım değerine sahip... Yine bir takım düşünün, neredeyse bütün kaynakları futbola ayrılmış, neredeyse tüm mücadele ettiği kulvarlarda ön saflarda, neredeyse 150 milyon dolarlık bir takım değerine sahip... Bu iki takımın maçına kağıt üstünde baktığımızda sonucu kestirmek gerçekten kolay gibi görünse de, aslında dünya futbol tarihinde buna benzer "direnişli efsane" maçlara rastlamak mümkün.
Herkesin kolayca tahmin edebileceği üzere bende Carvalhal'in maç öncesi takımı amaca yönelik motive etmekte zorlanacağını düşündüm ama bu kadarı benim bile aklıma gelmemişti. Carvalhal'in yedek kulübesi önündeki hareketliliği, heyecanı ve hırsı, sahadaki çoğu Beşiktaşlı oyuncudan çok çok daha fazlaydı. Özellikle Almeida, Simao ve Edu'nun performansları beni çıldırtacak düzeyde. Hadi Simao, Quaresma gibi takımı alıp sürükleyen ve ateşleyen bir oyuncu değil ve sahip olduğu olumlu meziyetler farklı. Hatta daha yeni çıktığı sakatlık süreci bile dün akşamki performansı için mazeret kabul edilebilir. Peki Almeida? Ben bu oyuncunun ne Beşiktaş'ı ne Carvalhal'i ne de Türkiye'yi ciddiye aldığını düşünmüyorum. Adamda hırsa dair en ufak bir belirti yok. Pozisyonlarda mütemadiyen ya arkada yada geride. Sanki zorla sahaya çıkartılıyormuş gibi, o formayı giyerken eziyet çeker gibi. Şöyle bir istatistik herşeyi netleştirir sanırım: Almeida'nın şu ana kadar kaydettiği gol sayısı 3, Sivok'un da öyle... Gelelim Edu'ya... Bu adam Bundesliga'da 6 sezon toplamında 20 golü geçemeyen sıradan bir yedekken dün akşam rakibi karşısında sıkışıp kalan Beşiktaş'ta çözüm sağlayıcı olarak görülüyorsa, gelin takımın halini siz düşünün. Adam topa vuramıyor ama bizler O'ndan medet umuyoruz...
Carvalhal'e bakalım son olarak: rakip kim olursa olsun, skor ne olursa olsun, Beşiktaş genellikle aynı saha dizilişi ve taktikle oynuyor. Stoke City maçında da Beşiktaş aynı, Ankaragücü maçında da. Beşiktaş geri düşse de, öne geçse de aynı... Bu esneklikten uzak şabloncu yaklaşım Beşiktaş'ın işlerini zora sokuyor. Ankaragücü tüm takımla kapanırken ve Turgut-Ergin ikilisiyle cılız ataklar organize edebilirken, Beşiktaş'ın İngiltere'deki Britannia Stadyumu'ndakine benzer bir kurguyla ve ofans anlayışıyla 19 Mayıs Stadyumu'nda mücadele etmesi işin en kritik noktası. Öte yandan bu verimsiz Almeida sürekli 90 dakikaları tamamlamayı hak ederken Pektemek'in çok daha fazla şans verilmeyi hak ettiğini düşünüyorum. Hele hele Edu'yla yer değişmesi sanırım işin ironisi... Takımın geneline bakalım: takım yavaş, hemde çok yavaş. Topun bulunduğu yerden, gitmesi gereken noktaya kadar kat ettiği süre ve mesafe o kadar yüksek ki Beşiktaş'ta; bu tür maçlar bittiğinde Beşiktaş'ın topla oynama ve pas istatistikleri rakibine oranla inanılmaz yüksek çıkıyor. Ben bilimsel gerçeklere ve rakamlara inanan bir futbol severim ancak bu bir ilizyondur. Yürüyerek top oynanmaz ve gol atılamadıkça da maç kazanılamaz. Hele ki Ankaragücü gibi oyunu kendi 1 ve 2. bölgeleri arasına sıkıştıran takımlara karşı hiç kazanılamaz. Galatasaray eğer şu an STSL'de liderse, bu sonucun oluşmasındaki en belirleyici faktör hızlı ve tempolu oyunudur. Rakip kapanırken, topu eveleyip geveleyerek ve çok düşük tempoda oyunu tutarak Beşiktaş'ın Ankaragücü'nü yenmesi imkansızdı. Carvalhal'e olan inancımı kaybetmiş filan değilim ama dün akşam hatanın büyüğü kendisindeydi.
Haftalardır tekrarladığım düşünceyi yine vurgulayacağım: Beşiktaş, yönetim-takım-taraftar olarak öyle yada böyle play-off'a kalınacağına inanıyor. Bu yaklaşım tarzı Beşiktaş'a zarar veriyor, vermeye de devam edecek...
Not: maçın 84. dakikasında yedek kulübesi geldi ekrana bir kaç saniyeliğine... Ben evde bambaşka bir ruh halindeyken Toraman'la Simao'yu kikirderken görünce oturduğum kanepeye uzandım ve maç bitene kadar ağzımı bile açmadan reaksiyonsuz biçimde maçı izlemeyi tamamladım... İnandığım değerleri terketmiyorum, inancımı kaybetmiyorum ama kirlenen ve dejenere olan bazı şeyler var Beşiktaş'ta ne yazık ki... (Fotoğraflar için kaynak: Htspor.com)

MAÇ DETAYI
Stat: 19 Mayıs Stadı
Hakemler: Kuddusi Müftüoğlu, Serkan Akarca, Ali Saygın Ögel, Koray Gençerler (4. Hakem)
Ankaragücü: Bora, Mehmet, Aydın, Ümit, İshak, Bilal, Muhammed (Dk.90 Gürkan), Abdullah (Dk.71 Mehmet Taşçı), Gökhan Erdoğan, Turgut, Ergin Keleş(Dk.85 Atilla Aybars)
Yedekler: Bayram, Mert, Orhan, Metin Aydın, Gürkan, Mehmet Taşçı, Atilla Aybars
Teknik Direktör: Hakan Kutlu
Beşiktaş: Cenk, İsmail,Fernandes, Sivok, Veli(Dk.87 Necip), Hugo Almeida, Mustafa Pektemek (Dk.54 Edu), Ekrem Dağ, Fabian Ernst, Simao Sabrosa (Dk.73 Burak), Egemen
Yedekler: Rüştü, İbrahim Toraman, Necip, Burak, Alves, Edu, Tanju
Antrenör: Carlos Carvalhal
Sarı Kartlar: Egemen (Dk.42), Ergin Keleş (Dk.65), Edu (Dk.88)


0 Adet Yorum:

Yorum Gönder