06 Şubat 2010 Cumartesi

Beşiktaş - Gençlerbirliği (TSL)

Aylardır konuşulan seçimin ardından oynanan ilk maç. Tekrar başkanlığı kazanan Demirören İnönü'de yok. Çocuklarının yarı yıl tatili, Yönetim Kurulu'nun ilk maçta tribündeki yerlerini almasından daha önemli anlaşılan. Elbette bu bir tercihtir ancak kim olursa olsun, başkanın ilk maçını tribünden seyretmesini beklerdim. Söz seçimden ve Demirören'den açılmışken; hafta içerisinde 15. dakikada stadı terk etme yada alternatif bir protesto üzerine derin tartışmalar yaşandı. 15. dakikayı bekledim fakat hiçbir şey olmadı. Hatta beklediğimden fazla bir seyirci vardı tribünlerde. "Yıldırım Demirören Yeter" protestolarını duydum zaman zaman. Çok fazla uzatmadan şunu söylemeliyim: ya dikkat çekici ve amaca yönelik bir protesto tarzı ve söylemi belirlenmeli yada bu artık anlamını yitirmeye başlayan "yeter" sloganından uzak durulmalı.
Oynanan oyuna bakalım birazda: Ankaraspor maçını saymazsak, Antalyaspor, Kasımpaşa, Trabzonspor ve Bursaspor maçlarında 2 gol atmışız, Fenerbahçe'ye 3 ve son olarak da Gençlerbirliği'ne 4 gol atmışız. Kabaca bugüne dek oynanan 18 lig maçının çoğunda ya gol sevinci yaşayamamışız yada 1 golü ancak bulabilmişiz. Bununla birlikte gol atan oyunculara baktığımızda, Bobo'nun 8 golü, Holosko ve Tabata'nın 2'şer golü, Nihat, Tello ve Nobre'nin ise 1'er golü bulunmakta. Yani yine Ankaraspor maçını hesabın dışında tutarsak, atılan gollerin üçte birini dafansif özelliklere sahip oyuncular atmış. Toplamda ise kazanılan 7 puan (İstanbul BB, Eskişehirspor ve Ankaragücü maçları) defans oyuncularının attığı gollerle elde edilmiş. Puan tablosuna baktığımızda durum daha da iç karartıcı: 16. sırada bulunan Sivasspor'un attığı gol sayısı 23, Beşiktaş'ın ise 22. Peki son on yıllık gol ortalamamıza bakalım: 2006 - 07 sezonunu hariç tutarsak (43 gol), 63,125 gibi bir ortalamaya sahibiz. Ligin ortasına gelmiş Beşiktaş'ın şu ana dek attığı gol 22. Bu grafik böyle devam ederse lig sonunda ulaşabileceğimiz maksimum gol sayısı 50 civarında olacak gibi görünüyor. Bu matematiğin ve rakamların anlamı şudur benim nazarımda: gol atmayı beceremiyoruz bu sezon. İnanılmaz sıkıcı ve üretkenlikten uzak oynuyoruz. Skor tabelasını değiştirme becerisine sahip oyuncularımızın performansı gerçekten berbat. Denizli'nin sahada uygulattığı taktik anlayış heyecandan ve golden uzak. Rakip ceza sahasının çevresinde büyük bir U harfi yaratarak atak organize etmeye çabalıyoruz. Sağdan sola, soldan sağa, al gülüm ver gülüm bir oyun anlayışı. Bunu rakip defansın kucağında sıkışıp kalan tek forvetli sisteme de bağlayabiliriz, oyun kurucuların kreyatif yeteneklerinin sınırlı olmasına yada yeteneklerini yeteri kadar sahaya yansıtamamalarına da bağlayabiliriz. He ne olursa olsun, Beşiktaş set hücumunda zorlanıyor, bu açık. Peki kontra-atak açısından durumumuz ne? Çoğunlukla maçı anlatan spikerler "Beşiktaş hızlı hücum şansı buldu" gibisinden bir cümle kurduklarından birkaç saniye sonra topu kaybediyoruz. Bu sezonu böylesine karamsar tabloya sürükleyen durum aslında budur. Beşiktaş'ın gol atamamasına değil, atabiliyor olmasına şaşırıyorum ben. Hatta klişe bir örnekle bu vahim tabloyu açıklamaya çalışayım: çalıştığım şirketten bir 11 sahaya sürsek, Beşiktaş'tan gol yemeden uzun dakikalar boyunca mücadele edebilirler. Bu, şaşırılacak bir durum da olmaz. Evet, bunları 4 - 1 biten bir karşılaşmanın sonrasında yazıyorum. Son dakikalarda "üretkenliğin zorunluluğu" bilincine varan, didişmeye ve boğuşmaya başlayan, futbolun klasik hücum gerçekleri olan kanat bindirmelerini - verkaçları - derinlemesine pasları hatırlayan oyuncularımız, geride bıraktıkları yaklaşık 80 dakikanın boşluğuna anlam katmaya çalıştılar. Eğer değişimin yaşandığı son 10 dakika olmasaydı, geçmiş pek çok maçta olduğu gibi maç büyük ihtimalle 1 - 1'e saplanıp kalacaktı.
Yazının başında da belirttiğim gibi, defanstan gelen sürpriz (!) golcü Sivok'un sayesinde kazandığımız gol ve hemen peşi sıra 35. dakikada İlhan'ın agresifleşerek sahayı gerdiği andan itibaren bir 10 dakika tatmin edici bir oyun izledik. İkinci devre "yine mi ya?" derken Tayfur'un isabetli oyuncu değişiklikleriyle 60'lardan itibaren maçın lehimize döneceği sinyallerini almaya başladık. Holosko ve Yusuf'un oyuna girişine kadar geçen yaklaşık 60 dakikada, Beşiktaş, saniyeler öncesinden kestirilebilen ve tehlikesiz paslaşmalarla hücumlarını şekillendiriyordu. Rakip takımı zora sokmayan, sürekli beklenen hareketleri sergileyen, rakibi şaşırtmaktan uzak ve panik yaşamasını sağlamayan oyunun iki önemli sebebi olan Nihat ve Tello oyundan çıkınca Beşiktaş gol atması gerektiğini kavrayabildi. Tello'nun ve Nihat'ın sorumsuz, verimsiz ve hatta zararlı performanslarına artık tahammül gücüm kalmadı. Tribünlerinde kalmamış olacak ki, sıkı biçimde yuhalandılar. Futbol alimlerinden tutunda, sıradan bir futbol severe kadar milyonlarca insan arasından bir Allah'ın kulu çıksında şu Nihat'ın takıma olan katkısını anlatsın ve bende ikna olayım.
Maçın ikinci devresiyle oyunu domine etmeye başlayan Gençlerbirliği, Hurşut'la golü bulduğunda tribünler "bu sevdadan vaz geçersek Allah belamızı versin" tezahüratını yapıyordu. Gol sonrası santra yapılırken de hiçbir şey olmamış gibi aynı tezahürat devam etti. Bazı çalım meraklısı ve takıma bireysel katkısı zayıf kalan futbolcular için söylenen "tribünlere oynuyor" deyimi, artık Kapalı Tribün için söylenebilir sanırım. Fakat Kapalı Tribün, hangi tribüne oynuyor, onu anlayamıyorum. Haberlere, belgesellere konu olmuş, taklit edilmeye çalışılan ve gıpta edilen koskoca Kapalı Tribün'ün artık bence Nihat'tan farkı kalmamış. Takıma katkı sıfır, üstüne bir de zarar söz konusu. Rakibi ve hakemi baskı altına almak, takımı ateşlemek, bu "güzel oyun" un keyfini çıkarmak varken, sırf kişisel tatmin için gösterişe kaymanın lüzumu var mı? Gençlerbirliği ve Thomas Doll, maçın ikinci devresinde puan için herşeyini ortaya koydu açıkçası. Kendi evinde tek forvetle oynayan ve şampiyonluk adayı olan rakibine karşı çift forvetle sahaya çıkmak bile bunun bir göstergesiydi. Hurşut'un golü sonrası Tayfur'un poflarken ekrana geldiği an maçın elektirğini yansıtıyordu. Mustafa Pekdemek çok kaliteli ve tehlikeli bir golcü. Sercan transfer mevzusunda bu kadar revaçtayken, Mustafa'nın adının zikredilmiyor olması ilginç. Bobo'yu yada Nobre'yi gördükten sonra Mustafa için "ah" çekmemek imkansız. Konuyla bağlantılı bir tespitte Orhan için: transfer sezonunda gözleri parıldayan kaptanın, takip ettiğim kadarıyla transfer planlayan yöneticilerin ağzını sulandırmadığını biliyordum, bu maçta da nedenini anladım galiba. Hurşut'un golünden sonra Rüştü kime kızdı anlayamadım. 59. dakikada eliyle yollamaya çalıştığı topu hemen önündeki rakibin sırtına atması tuhaf ve korkutucuydu, iyiki Sivok pozisyonun içerisindeydi de Rüştü'yü kurtardı. Sivok ve Üzülmez'in performansları dikkat çekiciydi. Bununla birlikte Tabata'yı da çok beğendim. Tabata'yla ilgili polemikler her açıldığında, oynadığı ilk maçta annesine edilen küfürler aklıma geliyor. "Biz bu adama ne verdik ki, ne bekliyoruz" düşüncesi alıp götürüyor beni. Dersenizki 8 milyon dolar ne olacak... transfer politikasının saçmalıklarının sorumlusunun Tabata olmadığını söyleyebilirim size... Neyse... Attığı golden sonra Holosko, Tabata'ya şapka çıkartır bir jest yaptı, aynen katılıyorum. Hakem Bünyamin Gezer bence maçı iyi yönetti. Kurdurduğu barajların mesafesinin gerekenden fazla oluşu ve ikinci devre 4 - 5 dakikalık uzatma vermesi gerekirken oyuna 3 dakika ilave etmesi dışında oldukça iyiydi.
Gençlerbirliği gibi sıkı bir ekibe karşı alınan 4 - 1'lik galibiyet elbette çok şık. Ancak eksiklerimizin ve derhal müdehale edilmesi gereken noktalarımızın farkına daha da zaman kaybetmeden varmalıyız. Oyun taktiği, ilk 11 seçimi, tribünün katksı, şampiyonluk için halen bir potansiyelimizin olduğunun bilincinde kenetlenmemiz gerektiği... Bundan sonra hepimize iş düşüyor. Ulaşılamaz bir hedef değil, yeter ki HEP BİRLİKTE isteyelim. Fotoğraflar için kaynak: Htspor

MAÇ DETAYI
Stat: BJK İnönü
Hakem: Bünyamin Gezer, Mustafa Emre Eyisoy, Alper Ulusoy, Serkan Çınar (4. Hakem)
Beşiktaş: Rüştü Reçber, Ekrem Dağ, İbrahim Üzülmez, İbrahim Toraman, Sivok, Fink, Ernst, Nihat Kahveci (Dk.63 Yusuf Şimşek), Tabata, Tello (Dk.63 Holosko), Bobo (Dk.88 Nobre).
Yedekler: Ramazan Özcan, İsmail Köybaşı, Yusuf Şimşek, Rıdvan Şimşek, Necip Uysal, Nobre, Holosko.
Teknik Direktör: Mustafa Denizli (Tayfur Havutçu)
Gençlerbirliği: Serdar Kulbilge, Orhan Şam, İlhan Eker, Ivan Radeljic, Aykut Demir, Kerem Şeras, Burhan, Cem Can (Dk.45 Hurşut), Harbuzi (Dk.80 Bilal), Mustafa, Kahe (Dk.67 Sandro)
Yedekler: Ulaş Güler, Bilal Çubukçu, Mahmut Boz, Sandro, Serkan Çalık, Hurşut, Tozo
Teknik Direktör: Thomas Doll
Goller: Sivok (Dk.33), Bobo (Dk.79), Holosko (Dk.81), Tabata (Dk.87)
Hurşut (Dk.52) Gençlerbirliği
Sarı Kartlar: Kerem (Dk.40), Aykut (Dk.59) Gençlerbirliği

27 Ocak 2010 Çarşamba

Necip Pasta İstemiyordu Belki

Bjk.com'da her an görebileceğimiz bir haber türü de doğum günü kutlamaları. Bugüne dek pek çok kez Mustafa Denizli, oyuncularımıza doğum günü pastalarını yedirdi kendi elleriyle. İsmail, Hakan, Sivok, Bobo, Delgado, Ekrem, Ferrari, Holosko, Korcan, Nihat, Nobre, Rıdvan, Toraman bu sezon Denizli'nin elinden pasta yiyenler. Ve son olarak da Necip. Takımın haline ve oyuncuların bu sezonki performanslarına bakarsak, o yenilen pastalardan pek de medet ummamalıyız gibi görünüyor. Son yayımlanan resimden hareketle aklıma takılan ise, son dönemde yıldızı parlamaya başlayan Necip'in bu "pasta" mevzusundan nasıl etkileneceği. Fotoğraflar için kaynak: Bjk.com



















Beşiktaş - Konya Şekerspor (ZTK)

Maç pek umurumda değildi. Anladığım kadarıyla, tribünlerin de umurunda değildi. Atılan goller, saha dizilişi, taktik anlayış filan hiç çekmedi bizleri. Büyük olasılıkla, Nobre ve Nihat, 10'ar tane gol de atsalar ilgimizi çekmeyecekti. Zaten bu saatten sonra o kadar golü atsalar neye fayda tabi? Sanırım, ben de dahil tüm Beşiktaşlılar ilk 11'de sahaya çıkan gençlerin performansını ve o siyah-beyaz formayı nasıl terlettiklerini takip etti dün akşam. Korcan, Rıdvan, Gökhan, Necip, İsmail, Cumali ve hatta Serdar... Yine Necip diyorum ve başka tek kelime etmiyorum. Bu arada, maçın hakemi Hakan Özkan'ın Necip'e gösterdiği sarı kartın hatalı olduğunu düşünüyorum. Bu çocuğa nazarımız değiyor galiba: haksız yere ikidir sarıyı yiyor. Fotoğraflar için kaynak: Bjk.com

MAÇ DETAYI
Stat: BJK İnönü
Hakem: Hakan Özkan, Nihat Samuk, Mehmet Kağan Bingül, Volkan Alabaş (4. Hakem)
Beşiktaş: Korcan Çelikay, Rıdvan Şimşek, Gökhan Çalışır, Necip Uysal, İsmail Köybaşı, Tabata, Fink (Dk.83 Cumali Bişi), Serdar Özkan (Dk.66 İbrahim Toraman), Nobre, Holosko (Dk.66 Tello), Nihat Kahveci
Yedekler: Ramazan Özcan, Tomas Sivok, Bobo, Tello, Ekrem Dağ, İbrahim Toraman, Cumali Bişi Teknik Direktör: Mustafa Denizli
Konya Şekerspor: Ziya, Onur, Gökhan (Dk.46 Bahadır), Cafercan, Serkan (Dk.84 Erman), İshak, Murat, Kadir, Muhammed, Hasan, Anıl (Dk.62 Ömer Ali).
Yedekler: Gürsel, Bahadır, Erman, Abdullah, Turgay, Ömer Ali, Rıdvan
Teknik Direktör: Mehmet Altıparmak
Goller: Nobre (Dk.3, Dk.21), Nihat Kahveci (Dk.16, Dk.86) Necip Uysal (Dk.44 kendi kalesine), Cafercan (Dk.26) (Konya Şekerspor)
Sarı Kartlar: Necip Uysal (Dk.69), Gökhan (Dk.49) Konya Şekerspor



26 Ocak / 1 Şubat Tv Maç Programı

26 Ocak 2010 Salı
17:00 Beşiktaş - Konya Şekerspor / Trt 1
20:00 Kasımpaşa - İstanbul BB / Trt 1
21:45 Wolverhampton - Liverpool / Spormax
22:00 Roma - Catania / Ntv Spor

27 Ocak 2010 Çarşamba
13:30 Bursaspor - Sivasspor / Trt 1
20:30 Ankaragücü - Galatasaray / Trt 1
20:30 Trabzonspor - Orduspor / Trt 3
21:45 Aston Villa - Arsenal / Spormax
22:00 Man Utd - Man City / Kanal A
22:00 Milan - Udinese / Ntv Spor

28 Ocak 2010 Perşembe
21:45 İnter - Juventus / Ntv Spor

29 Ocak 2010 Cuma
20:00 Antalyaspor - Beşiktaş / Lig Tv
21:30 Hamburg - Wolfsburg / Trt 3

30 Ocak 2010 Cumartesi
13:30 Ç.Rizespor - Adanaspor / D Spor
17:00 Liverpool - Bolton / Spormax
19:00 Diyarbakır - Trabzonspor / Lig Tv
19:30 Burnley - Chelsea / Spormax
19:30 Schalke - Hoffenheim / Trt 3
20:00 Lille - Lens / Kanal A
21:00 Sporting Gijon - Barcelona / Ntv Spor
22:00 Montpellier - Marseille / Kanal A
23:00 Deportivo - Real Madrid / Ntv

31 Ocak 2010 Pazar
13:30 Feyenoord - Ajax / Spormax
13:30 Karşıyaka - Giresunspor / D Spor
15:00 Sivasspor - Fenerbahçe / Lig Tv
15:30 Man City - Portsmouth / Spormax
16:00 Milan - Livorno / Ntv Spor
18:00 Arsenal - Man Utd / Spormax
18:00 Auxerre - Saint Etienne / Kanal A
18:30 Leverkusen - Freiburg / Trt 3
19:00 Denizlispor - Galatasaray / Lig Tv
21:45 Juventus - Lazio / Ntv Spor
22:00 Sevilla - Valencia / Ntv
22:00 Lyon - PSG / Kanal A

1 Şubat 2010 Pazartesi
20:00 Karabükspor - Altay / D Spor
22:00 Sunderland - Stoke City / Spormax

Kaynak: Tribün Dergi

25 Ocak 2010 Pazartesi

Güzel Bir Mayıs Günü

Güzel bir Mayıs günü, hava ısınıyor ve günler uzuyor artık. Barbaros Bulvarı’ndan aşağı doğru yürürken, geçen sezon organize edilen meşaleli gün aklıma geliyor, heyecanlanıyorum. Sanırım artık sevincimizi ifade ederken orantısız güce maruz kalmayacağız, ne de olsa yönetimimiz konuyla ilgili olumlu gelişmelere imza attı. “Neyse” diyorum içimden “Çarşı’ya az kaldı”… Formam, atkım üzerimde. Kamera çantam da yanımda, şarjı dolu ve yedek cd’lerimde hazır, kayıt için. Fotoğraf makinem de son İnönü fotoğraflarını çekmek için sabırsızlanıyor. “Son” demişken: evet, sezon bitiminde uzun süredir sözü edilen yeni stadyum projemiz sonunda hayata geçiriliyor. Yönetimin bu konuda kat ettiği yol takdire şayan bence. Her Beşiktaşlı’nın hayallerini ve beklentilerini tatmin edecek kadar harika olacak gibi görünüyor. Kulüpten yapılan açıklamaya göre, haftaya yaşlı İnönü’nün yıkım işlemleri başlayacak. Bugün bol bol fotoğraf çekmeliyim, kameramla İnönü’nün her karesini kayda almalıyım. Oğlum büyüdüğü zaman “baba, İnönü Stadyumu nasıldı?” diye sorarsa, bu heyecanı, bu aşkı ve bu kokuyu hissedebilmeli yavru kartal.
Artık Çarşı’ya vardım. Kazan civarından yükselen tezahürat sesleri yavaş yavaş seçilir hale gelmeye başladı. Tüylerim diken diken oldu bile. Adımlarımı hızlandırıyorum seslerin geldiği yere doğru, kalbim daha hızlı atmaya başladı. Şarkılar söyleyen, eğlenen bir sürü insan… Kalabalık beni çağırıyor yanına sanki. Çoğunu tanımıyorum ama her birisi eski okul arkadaşım, kuzenim ya da mahallemden tanıdık bir sima gibi. Bu nasıl bir birleştirici ruhtur bilinmez ama söz konusu Beşiktaş olunca tüm teorileri ve doktrinleri bir kenara itmek gerek. İşte tam zamanı, hemen kameramı çıkartıyorum kayda başlamak için. İnönü’nün son günü ve buruk bir mutluluk anı. Bugünkü Manisaspor maçını kazanırsak şampiyonluğumuzu ilan edeceğiz ama İnönü’yü bir daha göremeyeceğiz.
Puan tablosunda ikinciyle aramızda 4 puan var ve takımın durumu oldukça iyi. Takım demişken, Ocak ayından beri Mustafa Denizli’de ve dolaylı olarak takımda gözlemlenen değişim inanılmaz. Son kupa şampiyonu sıfatıyla gruptan çıkamayışımız galiba bir silkelenmeye sebep oldu. O günden beridir, olumsuz giden her türlü gösterge olumlu hale dönmeye başladı. Denizli, rotasyon kavramını anlaşılır hale getirdi kafasında: ilk 11’in iskeleti az çok net artık; şapkadan tavşan çıkarma sevdasından vazgeçti: futbolun doğrularına göre yaptığı seçimler başarının kilidi oldu; gençlere ağırlık vermesi gerekliliğini keşfetti: geleneğimiz ve geleceğimiz açısından içimiz rahat; takımın kondisyon artısının ofansif motiflerle tekrar hatırlanmasını sağladı: biz değil rakip takımlar oyun kurgularında önlem alma telaşına düştüler; takım içi iletişimi güçlendirdi: her oyuncu tek bir amaç için mücadele etmeye başladı. Bakıldığında hem basit hem de meşakkatli bir süreç ve işlemler silsilesi. Ancak Denizli, Beşiktaş’ın tarihsel büyüklüğünü ve camianın iştahını öylesine net bir biçimde çözümledi ve kişisel birikimiyle bu çözümlemelerini öylesine harmanladı ki, O’nun için neden “krizleri en iyi yöneten teknik adam” tanımlaması yapıldığını tekrardan kanıtladı.
Takımın içerisinde bulunduğu tablo ise ayrı bir keyif noktası. Çok zorlayıcı geçen sezonun sonuna geldiğimiz bu günlerde artık görüyoruz ki, her futbolcu hangi pozisyonda oynadığının farkında, sorumluluğunun bilincinde ve bireysel yeteneğini takım oyunu çerçevesinde maksimize etme çabasında. Geçmiş aylarda, takım tam anlamıyla çamura bulandığı günlerde, Ernst’in ya da Ferrari’nin performansı öylesine göze batıyordu ki, sıradanlaşan takım hüviyetimiz içerisinde bu iki oyuncu için şükürler etmeye başlamıştık. Ancak sezonun son haftaları geldiğinde, takımdaki her oyuncu motive bir şekilde öyle bir verimlilik sergiledi ki, Ernst ve Ferrari artık sıradanlaştılar. Takım içerisindeki bireysel katkılar birbirine çok yakın seyrediyor. Bu durum sayesinde başarı geldi zaten, belki de bugün şampiyonluk turunu atacak olan futbolcularımızı alkışlıyor olacağız İnönü’de.
Elbette takımın başarısı sadece ve en basit haliyle saha içi dinamiklere endeksli değil. Bu başarı vazgeçilemez bir biçimde yönetimin akılcı stratejilerine ve uygulamalarına da bağlı. Bu bakımdan Beşiktaş yönetimini, Ocak 2010 seçimlerinden bu yana göstermiş olduğu müthiş silkelenme hamlesinden dolayı kutlamak gerekli. Kupadan elenen futbol takımının silkinip kendisine gelmesine benzer bir süreci, yönetim ayağında da yaşamak ve bunun doğurduğu pozitif havayı hissetmek her Beşiktaşlı gibi beni de mest ediyor. Neler yaşadık bu süre zarfında? İlk olarak Beşiktaş Yönetimi, Beşiktaş’ı var eden her unsur ve yapıyla kol kola vererek geçmiş küskünlükleri, kulübün başarısı adına birer fırsata dönüştürdü. Dernekler tek bir çatı altındaymışçasına hareket ederek kulübün menfaatleri doğrultusunda çok anlamlı çalışmalara liderlik etti. Bu noktada yönetimin dirayeti ve itici güç olma rolü mükemmeldi. İletişim anlamında izlenen yol, hem kulübün hem de Beşiktaş imajının her platformda hak ettiği saygın noktaya tekrar kavuşmasına yardımcı oldu. Bu noktada, öncelikle yönetimin kurduğu komiteler vasıtasıyla sarf ettiği çaba, ardından da Bjk Tv ve Radyo’nun katkıları kesinlikle takdir edilmeli. Stadyum ve Fulya projelerinde yaşanan sıkıntılar ya da kayıplar, çok hızlı reaksiyon gösterilerek lehimize devam eden bir tabloya taşındı. Hem bürokratik hem de hukuki bir başarı olarak gördüğüm bu hamlelerin, Beşiktaş’ın geleceğini ne büyük ölçüde sağlamlaştırdığını önümüzdeki yıllarda mutlu bir şekilde hep birlikte takip edeceğiz. Bunun yanı sıra, yönetimin en anlamlı hamlelerinden birisi de, kulübün sadece futbol serüvenleriyle var olmadığını, basketbol ve voleybol başta olmak üzere rekabet içerisinde olunan tüm amatör branşlarıyla bir bütün teşkil ettiğine dair somut ve tatminkar adımlar atması oldu. Gelinen gün itibariyle, pek çok branşta şampiyonluğa koşturan takımlarımızın ve bizlerin, bu yönetime teşekkür etmesi gerekir. Bu bağlamda ulu önder Atatürk’ün işaret ettiği sporcu tanımı doğrultusunda, modern öğelerle donanmış ve ihtiyaca yönelik kalifikasyonda sporcular yetiştiren, özkaynak olgusunun taşıdığı değeri yüceltir uygulamalara imza atan yönetimimizin atmış olduğu adımlarda bir o kadar kıymetlidir her Beşiktaşlı’nın nazarında. Peki ya mali yapımıza baktığımızda ne görüyoruz Mayıs 2010’a gelindiğinde? Avrupa’nın önde gelen kulüplerini bile kıskandıracak bir bilançoya sahip olmak ve bir taraftar olarak bizlere muhtelif kuşkulardan ve karamsarlıklardan arınmış şekilde geleceği umutla karşılamanın yolunu açmak, sanırım yönetim enstürmanlarının ne denli doğru ve efektif bir biçimde kullanıldığının göstergesidir. Kartal Yuvası organizasyonundan tutun da transfer politikasına, taraftar kimliğine olan yaklaşımdan tutun da sosyal sorumluluk projelerine dek uzanan çok geniş bir yelpazede Beşiktaş’ın taşıdığı prensipleri ve duruşu çok farklı renklerde ve yoğunluklarda kamuoyuna arz etmesi, başlı başına yönetimsel bir zaferdir.
Tam bunları düşünürken çınarlı yolun sonuna geldiğimi fark ettim. BJK İnönü Stadyumu tam karşımdaydı. Bir an olsun elimden düşürmediğim fotoğraf makinemin deklanşörüne, çok sevdiğim bir dostumla vedalaşırken hissettiğim burukluğa eşdeğer bir duyguyla basmaya başladım. Her detayını çekmeliydim İnönü’nün, her köşesini, her noktasını… çünkü her bir noktasında ayrı bir hatıram vardı. Zaferler, mutluluklar, hüzünler, kaybedişler, omuz omuza verilen mücadeleler, takımı ateşlemeler, protestolar, kupalar, başarılar… Turnikelerden geçip de merdivenleri tırmandığımda, o yeşil çimleri son kez gördüğümü tekrar ve çok şiddetli bir şekilde hatırladım. Stadyumun hoparlörlerinde çalınan “siyah beyaz bize emanet” melodisi kulaklarımda çınlarken gözlerim doldu. “Nereden nereye” dedim kendi kendime. “Haftaya Bursaspor deplasmanına da gideyim, 2009 – 2010 sezonunun hakkını vereyim” diyerek devam ettim kendi kendime konuşmaya.
Bu 2010 Mayıs’ından bir hafta sonu öyküsü. İmkansız mı geliyor okuyunca? Belki evet. Peki, mevcut şartlar dahilinde gerçekçi olmak gerekli midir? Kısmen evet. Hal böyleyken, yaklaşan seçime çok kısa bir süre kala Demirören ve Aksu’ya baktığımızda, böylesi bir Mayıs günü yaşamak olası mı? Düşük ihtimal. Herşeye rağmen, benliğim ve ruhum gerçekçi olmaya ve imkansızı istemeye devam edecek. Umarım Beşiktaş’a yakışır bir kongre yaşarız. Bir milyar dolar olarak dile getirilen marka değerimizi zedelemeden, koltukların havada uçuşmadığı, üç kuruşluk kişisel menfaat için sahibi olduğu oy hakkının değerini üçe beşe katlamaya çalışan şahısların varlığına tanıklık etmediğimiz, Beşiktaş’ın geleceğini inşa etme açısından verilen taahhütlerin sağlam verilere dayandırıldığının hissedildiği bir kongre yaşamak umuduyla. Sıradan bir Beşiktaş taraftarı olarak en azından bu zorunlulukların beklentisine girme hakkımız olduğunu düşünüyorum. Bunun ötesinde, seçilecek yönetimin sağduyulu, akılcı politikalar ve verimli stratejiler üreten, “biz yaptık, oldu” mentalitesinden uzak ve birleştirici, reflekssel ya da günlük dürtülerle değil modern gereksinim ve pratiklerin yörüngesinde hareket eden bir sisteme sahip olması isteğimiz ise her ne kadar ütopik gibi görünse de ulaşılması imkansız değil. Bu saatten sonra, sanırım, bizlere sadece “hayırlısı olsun” demekten başka da bir şey kalmıyor.

Özgür Çakar - Serencebey Gazetesi - Ocak / Şubat Sayısı

23 Ocak 2010 Cumartesi

Federasyon İBB Maçını Erteledi

Turkcell Süper Lig'in ikinci devresinin ilk hafta mücadelesinde, 23 Ocak 2010 Cumartesi günü oynayacak olduğumuz İstanbul Büyükşehir Belediye Spor karşılaşması, olumsuz hava şartları nedeniyle, tarihi ve saati Türkiye Futbol Federasyonu tarafından daha sonra ilan edilecek şekilde ertelenmiş. Bunun yanı sıra, Kasımpaşa - Bursaspor maçı da aynı gerekçeyle ertelenmiş. Fotoğraf için kaynak: Htspor

22 Ocak 2010 Cuma

19/25 Ocak Tv Maç Programı

19 Ocak 2010 Salı
18:00 Burkina Faso-Gana / Eurosport
22:00 Man United-Man City / Kanal A

20 Ocak 2010 Çarşamba
18:00 Nijerya-Mozambik / Eurosport 2
18:00 Mısır-Benin / Eurosport
21:45 Aston Villa-Blackburn / Kanal A
22:00 Liverpool-Tottenham / Spormax
22:00 Fiorentina-Lazio / Ntv Spor

21 Ocak 2010 Perşembe
18:00 Gabon-Zambiya / Eurosport 2
18:00 Kamerun-Tunus / Eurosport

22 Ocak 2010 Cuma
20:00 Fenerbahçe-Denizlispor / Lig Tv
21:30 Freiburg-Stuttgart / Trt 3

23 Ocak 2010 Cumartesi
13:30 K.Erciyesspor-Konyaspor / D Spor
16:30 Werder Breme-Bayern Münih / Trt 3
17:00 M.United-Hull City / Spormax
19:00 Beşiktaş-İBB / Lig Tv
19:30 Dortmund-Hamburg / Trt 3
21:00 Valladolid-Barcelona / Ntv
21:45 Juventus-Roma / Ntv Spor

24 Ocak 2010 Pazar
13:30 Giresunspor-Karabükspor / D Spor
15:00 Trabzonspor-Sivasspor / Lig Tv
16:30 Wolfsburg-Köln / Trt 3
18:30 Hoffenheim-Leverkusen / Trt 3
19:00 Galatasaray-Gaziantepspor / Lig Tv
21:45 İnter-Milan / Ntv Spor
22:00 Real Madrid-Malaga / Ntv

25 Ocak 2010 Pazartesi
20:00 Samsunspor-Karşıyaka / D Spor

Kaynak: Tribün Dergi

21 Ocak 2010 Perşembe

Yayıncı Kuruluşa Öneriniz

Başkanlık seçimlerine az bir süre kaldı Beşiktaş'ta. Konuya ilişkin blogda açtığım anketin sonucuna göre, Demirören'i isteyen kimse yok. "Yıldırım Demirören Yeter" isyanı, blog dünyasına da yansımış durumda. Umarım bizi de temizlemeye kalkışmaz (!) Aksu, en çok oyu alan isim olmuş ve ardındanda "Aynı tas, aynı hamam" seçeneği ikinci sırayı almış. Şu ufak anket bile bize şunu gösteriyor ki, Beşiktaş taraftarında yarı yarıya bir değişim isteği ve karamsarlık hakim.
Gelelim yeni anketimize: güncel bir konudan hareket ediyorum. Türkiye'de dikkatle takip edilen Maraton programının akibeti belirsizken, yayıncı kuruluşun konuyu hangi isimlerle çözmesini isterdiniz?

16 Ocak 2010 Cumartesi

İstanbul BB - Beşiktaş (ZTK)

Mutlak kazanmak zorunda olduğumuz bir karşılaşmada bu denli isteksiz ve üretkenlikten uzak bir futbolun ortaya konulmasının sorumlusu sadece futbolcular mıdır? İlk 11'de sadece sakatlıktan yeni çıkan Holosko, küskün Tello ve saman alevi gibi olan Bobo takımın ofans dinamiğini oluşturuyor. Gruptan çıkmayı garantilemiş dahi olsanız, bu dozda defansif motiflere sarılamazsınız, ki 3 puan inanılmaz derecede önem arz etmekte, içerisinde bulunduğumuz konum itibariyle. Takımın gole ihtiyacı var ve Denizli kısıtlı hücum gücümüzün bir ismi olan Holosko'yu oyundan alıp Serdar Özkan'ı sahaya sürüyor, bu da yetmezmiş gibi gol ayağımız durumundaki Bobo oyundan alınırken yerine Nobre giriyor. İleri hattı çoklamak yerine ikame sistemiyle Denizli neyi kurtarmayı amaçladı, anlamak imkansız. Tabi ki, bu yaşananlar bize müstehak...
Bu arada, Necip'in yıldızı parlayacak gibi. Kuddusi Müftüoğlu'nun kullandığı yada kullanmadığı kart tercihleri ise genelde hatalıydı: örneğin, Kaş kırmızı kartı haketti. Lafın özü: maç, Beşiktaş için kupaya acı bir veda oldu. Fotoğraflar için kaynak: Bjk.com ve Htspor

MAÇ DETAYI
Stat: Atatürk Olimpiyat Stadı
Hakemler: Kuddusi Müftüoğlu, Baki Tuncay Akkın, Volkan Narinç, Hacı Yusuf Sayın (4. Hakem)
Büyükşehir Belediyespor: Hasagic, Marcin Kuş, Barbosa, Vinicius, Ekrem, Serhat (Dk. 84 Okan), Efe, Abdülkadir, Gökhan, İskender (Dk. 77 Rızvan), Ali Güzeldal (Dk. 61 Tevfik)
Yedekler: Oğuzhan, Okan, Nsumbu, Oğuz, Can, Rızvan, Tevfik
Teknik Direktör: Abdullah Avcı
Beşiktaş: Ramazan, Sivok, İbrahim Kaş, Ekrem Dağ, İsmail, Ernst, Necip, Fink (Dk. 64 Nihat), Holosko (Dk. 56 Serdar Özkan), Tello, Bobo (Dk. 75 Nobre)
Yedekler: Korcan, Rıdvan, Nihat, Nobre, Tabata, İbrahim Üzülmez, Serdar Özkan
Teknik Direktör: Mustafa Denizli
Goller: İskender (Dk. 49)
Sarı Kartlar: Necip (Dk. 12), Efe (Dk. 45), Sivok (Dk. 78), İbrahim Kaş (Dk. 86)

Tabata Gitsin, Peki Başkan?

Geçmiş anket neticelendi. Kullanılan oyların % 55'ini alan Tabata, gönderilmesi en çok beklenen ve istenen oyuncu durumunda. Diğer bloglarda da benzer anketler düzenlenmiş ve genelde sonuç Tabata'yı işaret etmişti. Demirören'in son hokus pokusu olarak kayıtlara geçecek olan Tabata, hem maliyeti hem de takıma katkısı açısından geçtiğimiz sezonlarda "kurtulmalıyız" damgasını yiyen oyuncuların kaderinden farklı bir görünüme sahip olamadı. Öte yandan, geldiği ilk günlerde oynanan hazırlık maçında annesine küfür edildiği andan itibaren, zaten verimli olmasının olağan dışı bir durum olacağını öngörmek de zor değildi. Şunu itiraf etmekte fayda var: TSL'nin belkide en kötü transfer politikasına ve uygulamalarına sahip kulübüyüz. Bu tablonun nasıl efektif hale getirileceğinin yanıtı çok basit hamlelerde yatsa da, bir türlü hayata geçirilemiyor.
Peki yeni başkan kim olmalı? Denenen ve "yeter" nidalarıyla protesto edilen Demirören mi, türlü dezavantaja ve olumsuz noktalara sahip Aksu mu, mevcut adayların haricinde herkes tarafından kabul görecek yeni bir isim mi olmalı yoksa tüm bu olan biteni "tatava" yada "formalite" olarak mı tanımlıyorsunuz?

12/18 Ocak Tv Maç Programı

12 Ocak 2010 Salı
17:00 Manisaspor-İstanbul BŞB / Trt 1
18:00 Misir-Nijerya / Eurosport
20:30 Beşiktaş-Kasımpaşa / Trt 1
20:30 Mozambik-Benin / Eurosport

13 Ocak 2010 Çarşamba
17:30 Bursaspor-Tarsus İY / Trt 1
18:00 Kamerun-Gabon / Eurosport
20:30 Zambiya-Tunus / Eurosport
20:30 Fenerbahçe-Tokatspor / Trt 1

14 Ocak 2010 Perşembe
18:00 Mali-Cezayir / Eurosport
20:30 Angola-Malawi / Eurosport
20:30 Ankaragücü-Trabzonspor / Trt 1
22:00 Blackburn-Aston Villa / Kanal A
22:00 Lazio-Palermo / Ntv Spor

15 Ocak 2010 Cuma
20:30 Fildişi Sahilleri-Gana / Eurosport
21:30 Bayern Münih-Hoffenheim / Trt 3

16 Ocak 2010 Cumartesi
13:30 Dardanelspor-Kayseri Erciyesspor / D Spor
14:30 Hamilton-Rangers / Futbol Smart
14:45 Stoke-Liverpool / Spormax
16:30 Leverkusen-Mainz / Trt 3
17:00 S.United-Middlesbrough / Euro Futbol
17:00 Celtic-Falkirk / Futbol Smart
17:00 Man United-Burnley / Spormax
18:00 Nigeria-Benin / Eurosport
19:30 Everton-Man City / Spormax
20:30 Mısır-Mozambik / Eurosport
20:30 Beşiktaş-İstanbul BŞB / Trt 1
21:00 A.Bilbao-Real Madrid / Ntv Spor
22:00 Paris-Lille / Kanal A
23:00 Barcelona-Sevilla / Ntv

17 Ocak 2010 Pazar
13:30 Karşıyaka-Adanaspor / D Spor
15:30 Aston Villa-West Ham / Spormax
15:30 N.Breda-Ajax / Futbol Smart
15:30 Utracht-Twente / Euro Futbol
16:00 Milan-Siena / Ntv Spor
17:30 Denizlispor-Bursaspor / Trt 1
18:00 Bolton-Arsenal / Spormax
20:00 Atletico Madrid-Sporting / Ntv
18:00 Gabon-Tunus / Eurosport
20:30 Kamerun-Zambiya / Eurosport
20:30 Galatasaray-Denizli BS / Trt 1
22:00 Valencia-Villareal / Ntv Spor
22:00 Bordeaux-Marsilya / Kanal A

18 Ocak 2010 Pazartesi
18:00 Angola-Cezayir / Eurosport
18:00 Mali-Malawi / Eurosport 2
20:00 Konyaspor-Gaziantep BŞB / D Spor
20:30 Antalyaspor-Fenerbahçe / Trt 1
21:45 Newcastle -WBA / Futbol Smart

Kaynak: Tribün Dergi

Beşiktaş - Kasımpaşa (ZTK)

Kupaya sıfır puanla başlayan Beşiktaş'ın, ligde tutunmaya çabalayan Kasımpaşa'yla oynaması, maçın kolay geçeceğini düşündürdü sanırım Denizli'ye. Sivok da bu sebeple kulübede dinlendirildi sanırım. İbrahim Kaş'ın İspanya'ya gidişine (maddi kayıp dışında) sevinen bir taraftar olarak, hemen hemen her maçta ilk 11'de görmekden duyduğum kızgınlık, O'nun hataları yada sorumsuzluklarıyla yediğimiz gollerin sayısı çoğaldıkça daha da artıyor. peki Uğur İnceman ne iş yapar? Sanki sezon sonu ayrılacakmış gibi kaçak kaçak oynayan, Manisaspor'da oynadığı zamanlardan çok uzakta bir performans sergileyen Uğur, bulduğu şanslarıda inanılmaz kötü değerlendiriyor. Uğur kadar verimsiz diğer bir isimde Nihat. Geçmişten gelen sempatiyi ve saygıyıda yitirmeye başladı. Yusuf'un son zamanlardaki en kötü oyununu izledik bunun yanı sıra. Gelen pasları kontrol ederken bile, 3-5 metre topu ayağından açarak, bu alanda kişisel rekorunu kırdı galiba. Maç daha 26. dakikada 3-0'a geldi ancak Denizli oyuna ve takıma müdehale yapmak için ilk devrenin tamamlanmasını bekledi nedense. İki maçta sıfır çeken son kupa şampiyonu olarak işimiz bundan sonra hakikaten çok zor. Yıllardır Türk futbol dünyasında ciddiye alınmayan Yılmaz Vural'ın, Kasımpaşa'da neler yaptığını gördükçe, utananlar olmalı diye umuyorum. Örneğin Denizli'nin, Yılmaz Hoca'nın sahibi olduğu olanaklar açısından kendisiyle yapacağı bir karşılaştırmadan ne tür sonuçlar yada dersler alacağını çok merak ediyorum. Nostradamusluk yapmaktan kaçınırım ancak bu Ramazan fiyasko olma yolunda ilerliyor. Fotoğraflar için kaynak: Bjk.com ve Htspor

MAÇ DETAYI
Stat: BJK İnönü Stadı
Hakemler: Koray Gençerler, Erhan Sönmez, Hakan Yemişken, Kutluhan Bilgiç (4. Hakem)
Beşiktaş: Ramazan, Ekrem Dağ, İbrahim Kaş, İbrahim Toraman, İbrahim Üzülmez, Ernst, Uğur İnceman (Dk. 46 Necip Uysal), Nihat Kahveci (Dk. 46 Filip Holosko), Tello, Yusuf (Dk. 69 Mert Nobre), Bobo
Yedekler: Korcan Çelikay, Tomas Sivok, Rıdvan Şimşek, Mert Nobre, Tabata, Necip Uysal, Holosko
Teknik Direktör: Mustafa Denizli
Kasımpaşaspor: Tolga, Ergün, Barış, Merthan, Keller, Emre, Yekta, Murat Erdoğan (Dk. 64 Sancak), Gökhan (Dk. 78 Şahin), Cenk, Moritz (Dk. 54 Sedat)
Yedekler: Murat Şahin, Özgür, Sancak, Erdi, Şahin, Sedat, Tuncay
Teknik Direktör: Yılmaz Vural
Goller: Merthan (Dk. 7), Cenk (Dk. 21), Moritz (P. - Dk. 26), Yusuf Şimşek (Dk. 43)
Sarı Kartlar: Yekta (Dk. 74)

10 Ocak 2010 Pazar

Beşiktaş - Hamburg (TK)

Gazozuna kupanın final maçı olsa da, takımın her yönüyle testten geçirilebileceği bir maçtı. Bu bakımdan, sıklıkla yedek kalan oyunculara şans verilmesi ve ciddi bir ekibe karşı verilen mücadele olması nedeniyle katkı sağlayacağını düşünüyorum.
Aylar sonra Holosko'yu sahada görmek çok güzeldi. Delgado gibi O'nu da özlemiştim. Bunların dışında, aklıma tek takılan nokta şu oldu: çiçeği burnunda kalecimiz olan sevgili Ramazan, penaltı atışlarında her seferinde aynı köşeye atlasaydı, sanırım penaltılar 17-16 bitmezdi. Fotoğraflar için kaynak: Bjk.com ve Htspor

MAÇ DETAYI
Stat: WOW Football Center / Antalya
Hakemler: Kuddusi Müftüoğlu, Yeliz Atalay, Burak Şeker, Ufuk Çalış (4. Hakem)
Beşiktaş: Ramazan Özcan, İbrahim Kaş, Rıdvan Şimşek (Dk. 75 Erhan Güven), Tabata, Necip Uysal, İbrahim Üzülmez (Dk. 58 İsmail Köybaşı), İbrahim Toraman, Serdar Özkan (Dk. 65 Nihat Kahveci), Holosko (Dk. 58 Bobo), Uğur İnceman, Yusuf Şimşek (Dk. 65 Tello)
Yedekler: Korcan Çelikay, İsmail Köybaşı, Nihat Kahveci, Bobo, Tello, Ekrem Dağ, Fabian Ernst, Erhan Güven
Teknik Direktör: Mustafa Denizli
Hamburg: Wolfgang Hesl, Tomas Rincon, David Rozehnal, Joris Mathijsen, Dennis Aogo (Dk. 65 Maximilian Beister), Piotr Trochowski, Robert Tesche, David Jarolim, Marcell Jansen, Marcus Berg, Tunay Torun (Dk. 45 Tolgay Arslan)
Yedekler: Tom Mickel, Tolgay Arslan, Christian Grog, Mickael Tavares, Maximilian Beister, Pressel, Dettmann
Teknik Direktör: Bruno Labbadia

07 Ocak 2010 Perşembe

BV Vitesse - Beşiktaş (TK)

Tuttur Cup ismi altında oynanan gazozuna maçta her ne kadar ofansif anlamda keyif verici bir mücadeleye tanık olsak da, yenilen gollerin şekli ve defansif kurgunun açıklarını görebilmek açısından da bir o kadar karamsarlığı artıran bir maç oldu.
Yeni kalecimiz Ramazan'ı ilk kez izleme fırsatı bulduk ve bende pek olumlu izlenim bırakmadı, kurtardığı penaltıya rağmen. Maç, hakem Burak Astar'ın ilginç kararları, bol gollü geçmesi ve Beşiktaş'ın gazozuna finale yükselmesi dışında pek kayda değer değildi. Fotoğraflar için kaynak: Bjk.com ve Htspor

MAÇ DETAYI
Stat: WOW Football Center / Antalya
Hakemler: Burak Astar, Nihat Kaya, Hanifi Vurucu, Hayri Kıvanç (4.)
Beşiktaş: Korcan Çelikay (Dk.46 Ramazan Özcan), Erhan Güven (Dk.46 Tabata), İbrahim Kaş, Sivok, Ekrem Dağ, Erkan Zengin (Dk.46 Rıdvan Şimşek), Fabian Ernst (Dk.63 Necip Uysal), Uğur İnceman (Dk.72 Fink), Tello, Nihat, Nobre (Dk.46 Bobo).
Yedekler: Ramazan Özcan, Bobo, İbrahim Üzülmez, Fink, Necip Uysal, Rıdvan Şimşek, Tabata.
Teknik Direktör: Mustafa Denizli
Vitesse: Eloy Room, Paul Verhaegh, Civard Sprockel, Kevin van Diermen, Sinan Kaloğlu, Onur Kaya, Claudemir Souza, Serginho Greene, Calvin JongaPin, Wijan Pluim, Nicky Hofs.
Teknik Direktör: March Hintum
Goller (Normal Süre): Tello (Dk.24), Nihat Kahveci (Dk.32, Dk.89), Bobo (Dk.71)
Nicky Hofs (Dk.5), Sinan Kaloğlu (Dk.15), Onur Kaya (Dk.38), Nisson (Dk.90+3)
Sarı Kartlar: İbrahim Kaş (Dk.15), Uğur İnceman (Dk.38)
Nicky Hofs (Dk.27), Wijan Pluim (Dk.72),
Kırmızı Kart: Paul Verhaegh (Dk.79 - Dk.90 çift sarı karttan)

25 Aralık 2009 Cuma

Haydi Seba'ya



Manisaspor - Beşiktaş (ZTK)

Kupanın son şampiyonu olarak sıfır puanla grup maçlarına başlamak tuhaf oldu. Bunun ötesinde takımın son günlerde düşüş trendi içerisinde olduğu aşikar. Bu durumu düzeltecek olanlarda, başta Denizli olmak üzere oyunculardır bence. Ancak yansıttıkları enerji hiç de pozitif değil bu açıdan. Korcan'ın kaldede olması ne kadar mutluluk verici olsa da maç kadrosu açıklandığında; maç bitiminde endişe dolu bir ruh haline sürüklendim. Kesinlikle yediği gollerde kişisel hatası vardı ancak ne yazık ki bir Türkiye gerçeğini yaşamaya yakınız: "ipi çekilecek yakında"... Fotoğraflar için kaynak: Htspor

MAÇ DETAYI
Stat: Manisa 19 Mayıs
Hakem: Hüseyin Göçek, İsmail Şencan, Kemal Yılmaz, Erdoğan Özkaya (4.)
Manisaspor: İlker, Ergin, Isaac, Simpson, Nizamettin (Dk.87 Mehmet Güven), Güven, Kalabane, Burak, Yiğit (Dk.89 Ferhat), Mehmet Nas, Eren.
Teknik Direktör: Mesut Bakkal
Beşiktaş: Korcan Çelikay, İbrahim Üzülmez, İbrahim Toraman, Sivok, Ekrem Dağ, İsmail Köybaşı (Dk.46 Yusuf Şimşek), Tello (Dk.77 Serdar Özkan), Fink, Ernst, Bobo, Tabata (Dk.46 Nobre)
Yedekler: Rasim Mutlu, Serdar Özkan, Erkan Zengin, Uğur İnceman, Erhan Güven, Nobre, Yusuf Şimşek.
Teknik Direktör: Mustafa Denizli
Goller: Bobo (Dk.48) Simpson (Dk.38), Ergin (Dk.61) Manisaspor
Sarı Kartlar: Sivok (Dk.71), İbrahim Toraman (90+2)
Eren (Dk.51), Yiğit (Dk.72) Manisaspor

26/30 Aralık Tv Maç Programı

26 Aralık 2009 Cumartesi
14:45 S.Wednesday - Newcastle / Futbol Smart
14:45 Birmingham - Chelsea / Spormax
17:00 Man City - Stoke City / Spormax
17:00 Celtic - Hamilton / Futbol Smart
19:30 Liverpool - Wolves / Spormax
22:00 Leicester City - Sheffield Utd / Futbol Smart

27 Aralık 2009 Pazar
14:00 Hibernian - Rangers / Futbol Smart
15:30 Arsenal - Aston Villa / Spormax
18:00 Hull City - Man United / Spormax

28 Aralık 2009 Pazartesi
14:45 Tottenham - West Ham / Spormax
17:00 Chelsea - Fulham / Spormax
19:20 N.C.United - D.Country / Futbol Smart
21:45 Wolves - Man City / Spormax

29 Aralık 2009 Salı
21:45 Aston Villa - Liverpool / Spormax

30 Aralık 2009 Çarşamba
21:45 Rangers - D.United / Futbol Smart
21:45 Portsmouth - Arsenal / Spormax
22:00 Man United - Wigan / Spormax

Kaynak: Tribün Dergi

21 Aralık 2009 Pazartesi

22/24 Aralık Tv Maç Programı

22 Aralık 2009 Salı
17:30 Antalyaspor - Eskişehirspor / Trt 1
20:30 Manisaspor - Beşiktaş / Trt 1
21:30 Catalunya - Arjantin / Ntv Spor
22:00 Lens - Saint Etienne / Kanal A

23 Aralık 2009 Çarşamba
13:30 Denizli Bld - Ankaragücü / Trt 1
13:30 Giresunspor - Bursaspor / Trt 1
13:30 Konya Şekerspor - Kasımpaşa / Trt 1
13:30 Sivasspor - Tarsus İ.Y. / Trt 1
17:30 Fenerbahçe - Altay / Trt 1
20:30 Galatasaray - Trabzonspor / Trt 1
22:00 Toulouse - Bordeaux / Kanal A

17. Hafta Sonuçları

Ankaraspor 0 - 3 İstanbul BB
Beşiktaş 2 - 3 Bursaspor
Eskişehirspor 0 - 0 Diyarbakırspor
Kayserispor 1 - 2 Antalyaspor
Kasımpaşa 3 - 1 Manisaspor
Gaziantepspor 2 - 1 Denizlispor
Ankaragücü 2 - 3 Sivasspor
Galatasaray 1 - 0 Gençlerbirliği
Trabzonspor 0 - 1 Fenerbahçe

16. Hafta Sonuçları

Bursaspor 3 - 0 Ankaraspor
Antalyaspor 2 - 3 Galatasaray
Fenerbahçe 3 - 2 Ankaragücü
Sivasspor 2 - 1 Eskişehirspor
Gençlerbirliği 1 - 1 Gaziantepspor
İstanbul BB 1 - 2 Kayserispor
Diyarbakırspor 2 - 2 Kasımpaşa
Denizlispor 0 - 1 Trabzonspor
Manisaspor 1 - 1 Beşiktaş